Gaziantep Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayhan Özer’in kaleme aldığı İnternet Karakterleri Sözlüğü, Özgür Yayınları tarafından yayımlandı. Dijital çağın insan davranışlarını, görünürlük rejimlerini ve algoritmik teşvik mekanizmalarını odağına alan eser, klasik sözlük anlayışını bilinçli biçimde aşarak, internet kültürünün ürettiği tutum ve rollerin eleştirel bir tipolojisini sunuyor. Türkçe ve İngilizce olarak hazırlanan kitap, hem akademik hem de sanatsal bir araştırma hattı üzerinde ilerleyen özgün yapısıyla dikkat çekiyor.
İnternet Karakterleri Sözlüğü, dijital çağda bireyin kimliğini ne düşündüğünden çok nasıl davrandığı üzerinden kurduğu bir dünyayı mercek altına alıyor. Prof. Dr. Ayhan Özer, kitapta yer alan “karakter” kavramını psikolojik ya da bireysel bir kişilik tanımı olarak değil; dijital kültürün normalleştirdiği, tekrar eden davranış kalıplarının kavramsal karşılığı olarak ele alıyor. Bu yönüyle eser, bireyleri sınıflandıran bir katalogdan ziyade, sistemin ürettiği rollerin nasıl görünür hâle geldiğini gösteren eleştirel bir okuma öneriyor.
Kitabın önsözünde Özer, dijital teknolojilerin insanın kendilik algısını köklü biçimde dönüştürdüğünü vurguluyor. Yüzün artık yalnızca bir ifade alanı olmaktan çıkıp temsil, iletim ve etkileşim işlevlerini bir arada taşıyan bir “arayüz”e dönüştüğünü belirten yazar; bedenin veri dolaşımını mümkün kılan bir taşıyıcıya indirgenmesini ve duyguların algoritmik kalıplar içinde yeniden biçimlenmesini çağın temel kırılmalarından biri olarak tanımlıyor. Bu bağlamda İnternet Karakterleri Sözlüğü, sanal varoluşun ürettiği yeni persona tiplerini estetik çözümleme ile kuramsal sorgulama arasında konumlanan görsel–metinsel bir yapı içinde ele alan bir araştırma olarak konumlanıyor.
Eserde yer alan Yorumcu Adam, Toksik İyimser, Yapay Zekâ Misyoneri, Zoom Zombisi, Yorum Komutanı ya da Zevk Rahibi gibi karakterler, tekil bireyleri temsil etmekten ziyade, görünürlük ekonomisinin ve algoritmik ödüllendirme sistemlerinin teşvik ettiği davranış biçimlerini somutlaştırıyor. Bu figürler, modern bireyin görünür olmak ile var olmak arasındaki gerilimli eşik alanında nasıl konumlandığını gösteren sistemsel teşhisler olarak okunuyor. Özer, her bir karakteri bireysel bir eleştiriden çok, dijital çağın yapısal dinamiklerini açığa çıkaran birer kavramsal araç olarak ele alıyor.
Kitap, hakikat kavramının dijital çağda geçirdiği dönüşümü de merkezine alıyor. Özer’e göre günümüzde hakikat, sabit ve dışsal bir referans olmaktan çıkmış; dolaşıma giren, biçimlenen ve tüketilen bir içerik türüne dönüşmüştür. Bu nedenle eser, sanatı belgesel bir doğruluk iddiası taşıyan bir alan olarak değil; sezgisel ve eleştirel bir düşünme biçimi olarak konumlandırıyor. Gerçeğin yerini alan imgelerin zamanla kendi gerçekliklerini üretmesi, kitabın temel tartışma eksenlerinden birini oluşturuyor.
Eserin editörlüğünü üstlenen Doç. Dr. Erdinç Yılmaz’ın kaleme aldığı sunuş yazısı ise kitabı çağdaş “eleştirel sözlükçülük” geleneği içinde konumlandırıyor. Yılmaz, her çağın kendi sözlüklerini ürettiğini; bu sözlüklerin yalnızca kelimeleri değil, bir dönemin neyi önemli saydığını, neyi görünür kıldığını ve insanın kendini nasıl anlamlandırdığını da ortaya koyduğunu vurguluyor. Dijital çağda sözlüğün kesin tanımlar sunan bir otorite olmaktan çok, anlamın nasıl üretildiğini ve davranışlara nasıl yansıdığını izleyen yorumsal bir araç hâline geldiğini belirten Yılmaz, İnternet Karakterleri Sözlüğü’nü bu bağlamda çağın düşünsel altyapısını deşifre eden bir tipoloji çalışması olarak değerlendiriyor.
Kitabın kuramsal arka planı, Byung-Chul Han, Jean Baudrillard, Erving Goffman, Eva Illouz, Raymond Williams, Michel Foucault, Sherry Turkle ve Hito Steyerl gibi düşünürlerin çalışmalarıyla besleniyor. Görünürlük ekonomisi, performans öznesi, simülasyon, duygusal kapitalizm, ahlaki şovmenlik ve dijital panoptikon gibi kavramlar, sözlükte yer alan karakterler aracılığıyla somutlaştırılıyor. Bu yönüyle eser, dijital çağın antropolojisine dair kapsamlı bir tipoloji denemesi sunuyor.
Görsel ve metinsel yapıyı bir arada düşünen kitapta yer alan portreler, dekoratif illüstrasyonlar olmanın ötesinde, dijital çağın etik, ontolojik ve estetik kırılmalarını cisimleştiren bağımsız analiz nesneleri olarak kurgulanıyor. Klasik portre geleneğini askıya alan bu yaklaşımda, yüz bir derinlik göstergesi değil; algoritmik sistemler içinde işleyen işlevsel bir arayüz olarak ele alınıyor. Böylece kitap, dijital çağın yeni ikonografisini kayda geçiren eleştirel bir görsel arşiv niteliği de kazanıyor.
İnternet Karakterleri Sözlüğü, bireyi suçlayan ya da ahlaki yargılar üreten bir metin olmayı bilinçli biçimde reddediyor. Bunun yerine, dijital çağın teşvik ettiği davranış repertuarını kayıt altına alarak, geleceğe dönük bir kültürel belge işlevi üstleniyor. Prof. Dr. Ayhan Özer’in ifadesiyle eser, dijital çağın ironik portrelerini değil; karakterlerini kayda geçiren, çağın etik anatomisini görünür kılmayı amaçlayan bir çalışma olarak okunmalıdır.
Bu yönleriyle İnternet Karakterleri Sözlüğü, sanat ile kuram arasında konumlanan yapısıyla yalnızca akademik çevreler için değil; dijital kültürü anlamaya çalışan tüm okurlar için önemli ve özgün bir başvuru kaynağı sunuyor.


